86 - Tarik |
| |
|
Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla... |
| |
| |
| 1 | Yemin olsun göğe ve Târık'a; o, gece gelene/o, tokmak gibi vurana/o, çıkıverip de yürek hoplatana. |
| |
| 2 | Nereden bileceksin sen nedir Târık? |
| |
| 3 | Parlayan, ışığıyla karanlığı delen yıldızdır o. |
| |
| 4 | Hiçbir benlik yoktur ki, üzerinde bir koruyucu/bir gözetleyici bulunmasın. |
| |
| 5 | İnsan, neden yaratılmış olduğuna bir baksın! |
| |
| 6 | Fırlayan bir suyun bir parçacağından yaratıldı o. |
| |
| 7 | Bel ile kaburgalar arasından çıkar o su. |
| |
| 8 | O Allah, o insanı tekrar hayata döndürmeye elbette kadirdir. |
| |
| 9 | Sırların/gizlilerin yoklanıp ortaya çıkarılacağı gün, |
| |
| 10 | Artık onun için ne bir kuvvet vardır ne de bir yardımcı. |
| |
| 11 | Yemin olsun o, dönüşle/döndürümle dolu göğe, |
| |
| 12 | Çatlayışlarla/yarılışlarla dolu yere de yemin olsun, |
| |
| 13 | Ki o, tam bir biçimde ayırt eden bir sözdür; |
| |
| 14 | Şaka değildir o. |
| |
| 15 | Onlar ha bire tuzak kuruyorlar/oyun çeviriyorlar. |
| |
| 16 | Ben de tuzak kuruyorum. |
| |
| 17 | O halde, o küfre batmışlara mühlet ver, süre tanı onlara birazcık... |
| |